Örtük öğrenme kimin ?

Deniz

New member
Örtük Öğrenme Kimin?

Son zamanlarda, öğrenmenin ne kadar derin ve karmaşık bir süreç olduğunu düşündükçe, bir konu beni gerçekten meraklandırdı: örtük öğrenme. Bu terim, genellikle bilinçli bir çaba gerektirmeyen, ancak çevremizdeki dünya ile etkileşim yoluyla gelişen bir öğrenme biçimini tanımlar. Ancak, örtük öğrenme kimin tarafından, nasıl ve ne şekilde gerçekleşiyor? Eğer bu konuda meraklıysanız, sizi bilimsel bir bakış açısıyla bu konuyu derinlemesine incelemeye davet ediyorum.

Örtük Öğrenmenin Temelleri

Örtük öğrenme, özellikle bilişsel psikolojinin ilgi alanına giren bir konudur. Bu öğrenme türü, doğrudan eğitim veya açık öğretim süreçlerinin dışında, kişinin çevresiyle etkileşime girerek kazandığı bilgi ve becerileri içerir. İnsanlar, günlük yaşantılarında farkında olmadan çok sayıda bilgi edinirler. Örneğin, bir dilin gramer kurallarını öğrenmek, bir kültürün normlarına uyum sağlamak ya da toplumsal rollerin farkına varmak gibi unsurlar örtük öğrenme ile gerçekleşir (Reber, 1989).

Örtük öğrenmenin belirgin özelliği, kişinin bu öğrenme sürecinin farkında olmamasıdır. Bu tür öğrenme, genellikle “yaparak öğrenme” (learning by doing) veya “gözlemleyerek öğrenme” (learning by observation) yoluyla gelişir. Örneğin, bir çocuğun ebeveynlerini izleyerek belirli sosyal kuralları öğrenmesi veya bir işyerinde deneyim kazanarak iş süreçlerini öğrenmesi, örtük öğrenmeye örnektir.

Bilimsel Yöntemlerle Örtük Öğrenmenin Analizi

Bir bilimsel bakış açısıyla örtük öğrenmeyi anlamak için, bu olgunun deneysel araştırmalarla incelenmesi gerekmektedir. 1970’lerin sonlarında, psikolog Arthur Reber’in yaptığı çalışmalar, örtük öğrenme ile ilgili birçok önemli veriyi ortaya koydu. Reber, yaptığı deneylerde, katılımcıların belirli dil kuralları hakkında açık bir bilgiye sahip olmasalar da, doğru dil kullanımı yapabildiklerini gözlemledi. Bu tür deneyler, örtük öğrenmenin varlığını ortaya koymuş ve bunun, öğrenilen bilgilere yönelik bilinçli bir farkındalık olmadan gerçekleşebileceğini göstermiştir (Reber, 1989).

Bir başka önemli araştırma ise Nissen ve Bullemer (1987) tarafından yapılmıştır. Onlar, katılımcılara bilinçli olarak öğretilmeyen, ancak yine de doğru cevaplar verebilen motor beceri öğrenme süreçlerini incelediler. Deneyde, katılımcılar yeni bir beceri üzerinde çalışırken, başlangıçta zayıf performans gösteriyorlar, fakat zamanla geliştikçe, bu beceriye yönelik bilinçli farkındalıkları olmadan başarıları artıyordu. Bu da örtük öğrenmenin, öğrenenin bilinçli çabalarından bağımsız olarak gelişebildiğini gösteriyor.

Erkeklerin Analitik Bakış Açıları ve Örtük Öğrenme

Örtük öğrenmenin nasıl gerçekleştiğine dair çeşitli bakış açıları vardır ve erkeklerin bu konuda genellikle veri odaklı ve analitik yaklaşımlar sergilediği görülür. Erkekler, genellikle elde edilen veriler ve sonuçlar üzerinden düşünerek öğrenmeye eğilimlidir. Bu tür bireyler, deneysel verilerle, gözlemlerle ve analitik yaklaşımlarla bir problemin çözümüne yönelirler. Dolayısıyla, örtük öğrenme konusunda, erkeklerin bu tür analitik verileri hızla işlemeleri, öğrenme süreçlerinde farkında olmadan kazandıkları bilgiye daha kolay ulaşmalarını sağlayabilir.

Örneğin, bir erkek futbolcu, sürekli olarak maçları izlerken, rakip takımın stratejilerini öğrenebilir. Bu öğrenme, bilincinde olmasa bile, oyun tarzını şekillendiren ve onu daha iyi bir oyuncu yapan örtük bilgiye dönüşür. Erkeklerin bu tür analitik öğrenme biçimi, genellikle çevrelerinden aldıkları doğrudan uyarıları yorumlama ve bu uyarılara dayalı stratejik düşünme ile ilişkilidir.

Kadınların Empatik ve İlişkisel Yaklaşımları

Kadınların örtük öğrenme sürecine bakış açıları ise genellikle daha ilişkisel ve empatik bir doğaya sahiptir. Kadınlar, toplumdaki sosyal etkileşimlerden, başkalarının duygusal tepkilerinden ve toplumsal normlardan oldukça etkilenirler. Bu da onların örtük öğrenme süreçlerine farklı bir boyut katmaktadır. Kadınlar, başkalarıyla kurdukları ilişkiler sayesinde sosyal bilgiler edinir ve bu, onların empatik ve duygusal zekalarını geliştirir.

Kadınlar, özellikle küçük yaşlardan itibaren çevrelerindeki bireylerin hislerini anlamada ve sosyal normlara uygun davranışlar sergilemede daha fazla başarı gösterirler. Örneğin, bir kadın, bir grup içinde başkalarının duygusal durumlarına nasıl tepki verilmesi gerektiğini gözlemleyerek bu tür sosyal davranışları öğrenebilir. Bu da onun, sosyal becerileri geliştirmesine ve insanlarla daha derin ilişkiler kurmasına olanak tanır. Örtük öğrenme bu noktada, bir kadının sosyal zekasının gelişmesinde önemli bir rol oynar.

Toplumsal Dinamikler ve Örtük Öğrenmenin Geleceği

Bugün, toplumsal cinsiyet rollerinin daha esnek hale gelmesiyle birlikte, erkekler ve kadınlar arasındaki örtük öğrenme farklarının da giderek daha fazla bulanıklaştığını söylemek mümkündür. Örneğin, teknolojinin yükselişi ve eğitimdeki dijitalleşme, bireylerin daha analitik ve empatik yönleri arasındaki dengeyi kurmalarına yardımcı olabilir. Bununla birlikte, toplumsal yapıların insanları nasıl şekillendirdiği hala büyük bir etkendir.

Örtük öğrenme, sadece bireysel bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal bir dinamiğin de sonucudur. Erkeklerin analitik bakış açıları, kadınların empatik yaklaşımıyla birleşerek, bireylerin daha derin bir öğrenme sürecine girmelerini sağlar. Örtük öğrenmenin gelecekte daha da önemli hale geleceği kesin. Toplum olarak, nasıl daha verimli öğrenebileceğimizi, nasıl daha etkili bir şekilde bilgi edinebileceğimizi ve bu bilgileri nasıl başkalarına aktarabileceğimizi düşünmemiz gerekebilir.

Peki sizce, örtük öğrenme, toplumsal cinsiyet rollerine ne kadar bağlıdır? Bu öğrenme sürecinin, bireylerin yaşadıkları çevreye ve etkileşimde bulundukları kişilere göre nasıl farklılıklar gösterdiğini düşünüyorsunuz?