Diyarbakır surlarını kim yaptı ?

Aydin

New member
Diyarbakır Surlarını Kim Yaptı? Bir Şehrin Duvarlarında Binlerce Yıllık Kültürlerin İzleri
[HEADING=1]Diyarbakır Surlarını Kim Yaptı? Bir Şehrin Duvarlarında Binlerce Yıllık Tarih[/HEADING]
Diyarbakır Surları hakkında araştırma yapmaya başladığımda benim de ilk aklıma gelen soru aslında çok basitti: “Bu devasa surları kim yaptı?” Fakat biraz derine indikçe bunun tek bir kişi, hükümdar ya da devlet adıyla cevaplanabilecek bir soru olmadığını fark ediyorsunuz. Çünkü Diyarbakır Surları, tek seferde inşa edilmiş bir yapıdan çok, farklı toplumların yüzyıllar boyunca üzerine eklediği, onardığı ve değiştirdiği dev bir tarih kitabı gibi.

Bugün yaklaşık 5,8 kilometrelik uzunluğa sahip olan surlarda farklı dönemlere ait çok sayıda burç, kapı, kitabe ve mimari unsur bulunuyor. UNESCO da surları Roma döneminden günümüze kadar uzanan hasar, onarım ve eklemelerin somut bir tanığı olarak değerlendiriyor.

Dolayısıyla “Diyarbakır Surlarını kim yaptı?” sorusunun daha doğru cevabı şu: Temel biçimini Roma döneminde kazanan surlar, sonraki yüzyıllarda Mervanilerden Selçuklulara, Artuklulardan Akkoyunlulara ve Osmanlılara kadar birçok toplum ve siyasi güç tarafından inşa edildi, genişletildi, yükseltildi ve onarıldı.

Peki bu hikâyenin ayrıntıları neler?
[HEADING=1]İlk cevap: Roma İmparatoru Constantinus dönemine bakmak gerekiyor[/HEADING]
Diyarbakır'ın tarihî adı olan Amid, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki önemli geçiş noktalarından biriydi. Dicle Nehri'ne yakınlığı, verimli çevresi ve ticaret yollarıyla bağlantısı şehrin stratejik önemini artırıyordu.

Türkiye Kültür Portalı'nda yer alan bilgilere göre Diyarbakır Surları, günümüzdeki temel biçimine MS 349 yılında Roma İmparatoru Constantinus döneminde yapılan genişletme ve bazı onarımlarla kavuştu.

Burada önemli bir ayrıntı var: “Constantinus surları sıfırdan yaptırdı” demek doğru olmayabilir. Çünkü Diyarbakır'ın çok daha eski bir yerleşim geçmişi var. UNESCO belgelerinde Amida Höyüğü çevresindeki yerleşim izlerinin yaklaşık 7.000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu ve sur sisteminin farklı tarihsel dönemlerin izlerini taşıdığı belirtiliyor.

Bu nedenle Constantinus'u, mevcut surların bütününü yapan tek kişi olarak değil, Roma döneminde sur sisteminin büyütülmesi ve güçlendirilmesinde önemli rol oynayan hükümdar olarak düşünmek daha doğru.

Bu ayrım bence oldukça önemli. Çünkü tarihî yapılar konusunda “Kim yaptı?” sorusunu tek bir hükümdara bağlamak bazen yapının gerçek hikâyesini görünmez hâle getiriyor.
[HEADING=1]Surlar yalnızca Roma'nın değil, birçok medeniyetin ortak mirası[/HEADING]
Diyarbakır'ın bulunduğu bölge, tarih boyunca farklı kültürlerin kesişme noktası oldu. Asurlular, Urartular, Persler, Helenistik devletler, Romalılar, Sasaniler ve Bizans gibi güçlerin etkilediği bölgede daha sonra İslam devletleri ve Türk-İslam hanedanlıkları ortaya çıktı.

UNESCO, Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri'ni Hellenistik, Roma, Sasani, Bizans, İslam ve Osmanlı dönemlerini birbirine bağlayan bir kültürel peyzaj olarak tanımlıyor.

Bu açıdan bakınca surların en ilginç özelliği yalnızca yüksekliği veya taş işçiliği değil. Surların üzerinde farklı dönemlerin birbirinin üzerine yazılmış olması.

UNESCO kayıtlarına göre surlarda farklı tarihsel dönemlere ait 63 kitabe bulunuyor.

Yani duvarlara yalnızca taş değil, siyasi ve kültürel kimlik de işlenmiş.
[HEADING=1]Mervaniler surları neden yeniden yükseltti?[/HEADING]
Roma ve Bizans dönemlerinden sonra bölgedeki siyasi yapı değişti. İslam ordularının 639 yılında bölgeyi ele geçirmesinin ardından Diyarbakır farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi.

Bunların arasında özellikle Mervaniler dikkat çekiyor.

UNESCO'nun Diyarbakır Surları hakkındaki değerlendirme dosyasına göre Mervaniler, 10. yüzyılın sonlarından itibaren Amid'de çeşitli imar faaliyetleri gerçekleştirdi; surlar onarıldı ve yükseltildi. 1056 yılında Dağ Kapı çevresindeki bazı kuleler de restore edildi ve bu dönemden kalan kitabeler surların tarihsel dönüşümünü belgeledi.

Burada surların yalnızca savunma yapısı olmadığını da görebiliyoruz.

Bir hükümdarın kendi döneminde kuleyi yükseltmesi veya kitabe yerleştirmesi, “Bu şehir üzerinde benim de siyasi izim var” anlamına geliyordu.

Bu durum Orta Çağ dünyasının pek çok bölgesinde görülen bir uygulamaydı.
[HEADING=1]Selçuklular ve Artukluların bıraktığı izler[/HEADING]
Diyarbakır 11. yüzyılda Selçuklu hâkimiyetine girdiğinde surların hikâyesi yine değişti.

UNESCO'nun değerlendirmesinde 1085-1093 arasındaki Selçuklu döneminde surlarda onarım ve yeniden yapım faaliyetleri gerçekleştirildiği, bazı kulelerin bu dönemde inşa edildiğinin kitabelerle doğrulandığı belirtiliyor.

Daha sonra Artuklular dönemi geliyor.

1183'ten itibaren Diyarbakır'da etkili olan Artuklular, şehrin mimarisinde çok önemli izler bıraktı. UNESCO belgelerinde Artuklu döneminde kale girişindeki Artuklu Kemeri'nin inşa edildiği ve surlarda yapılan çalışmaların önemli bir bölümünün günümüze ulaştığı belirtiliyor.

Bu noktada Diyarbakır Surları'nın kültürel yapısı daha da ilginç hâle geliyor.

Roma döneminin askeri mimarisiyle başlayan yapı, İslam dünyasının mimari ve estetik anlayışıyla birleşiyor. Kitabeler, süslemeler ve farklı dönemlerin taş işçiliği aynı yapı üzerinde yan yana bulunuyor.

Bir duvara baktığınızda aslında yalnızca bir duvar görmüyorsunuz; birbirini takip eden siyasi ve kültürel dünyaların izlerini görüyorsunuz.
[HEADING=1]Akkoyunlular döneminde surların anlamı değişiyor mu?[/HEADING]
Diyarbakır'ın tarihindeki önemli dönemlerden biri de Akkoyunlular dönemidir.

Akkoyunlular, Diyarbakır'ı önemli bir siyasi merkez hâline getirdi. Kültür Portalı'na göre Kara Yülük Osman Bey 1403'te Diyarbakır'ı merkez yaptı; daha sonra Uzun Hasan döneminde de şehir Akkoyunlu siyasi yapısının önemli merkezlerinden biri olarak kaldı.

Bu dönemde surların ticaret yollarıyla ilişkisi de önem kazanıyordu.

Diyarbakır, Tebriz ile Halep arasındaki ticaret güzergâhlarından biri üzerinde bulunuyordu. UNESCO belgelerinde Akkoyunlu döneminde surların çeşitli noktalarında hasar ve onarımlar gerçekleştirildiği, Uzun Hasan dönemine ait kitabelerin de günümüze ulaştığı belirtiliyor.

Burada savunma ile ticaret arasındaki ilişkiyi görmek mümkün.

Bir şehir surlarla çevriliyorsa bunun nedeni yalnızca düşmanı dışarıda tutmak değildir. Surlar aynı zamanda şehirdeki nüfusu, pazarları, depoları, dini yapıları, yönetim merkezlerini ve ticari faaliyetleri koruyan bir sistemdir.
[HEADING=1]Dünyanın başka yerlerindeki surlarla karşılaştırınca ne görüyoruz?[/HEADING]
Diyarbakır Surları'nı daha iyi anlamak için başka kültürlerin surlarına bakmak oldukça faydalı.

Örneğin İngiltere'deki Hadrian Duvarı, Roma İmparatorluğu'nun sınır kontrolü ve askeri stratejisiyle ilişkilidir. UNESCO, Hadrian Duvarı'nı Roma'nın askeri bölge organizasyonunun ve jeopolitik stratejisinin önemli örneklerinden biri olarak tanımlıyor.

İstanbul'daki kara surları da benzer şekilde farklı dönemlerin izlerini taşır. UNESCO'nun İstanbul'un tarihî alanları hakkındaki belgelerinde, Theodosius dönemi kara surları çevresinin Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait farklı mimari katmanlarla birlikte değerlendirildiğini görüyoruz.
 
Üst